Zeytin Ömür Uzatıyor

Zeytin dünyanın en uzun ömürlü ağaçlarından biri. Neredeyse 500 yıl kadar yaşayabildiğini öğrenince de hiç şaşırmadım! 100 yılı devirmiş zeytin ağacı sayısının bir hayli fazla olduğunu zaten biliyordum ama bu sürenin daha da uzun olması lazımdı. “Ginkgo biloba” ile kıyaslandığında zeytin ağacının ömrünün daha uzun olduğundan da hiç kuşkum yok!  Bu “uzun ömürlülük” şansının öyle tesadüfü bir şey olduğunu da düşünmüyorum. Nedeni şu…

Zeytinin gövdesinde, yaprağı, dalı ve meyvesinde çok sayıda antioksidan, mikrop öldürücü, mantar yok edici doğal madde var. Bu doğal “anti-kanser, anti-mikrobik, anti-mantar” maddeler zeytin ağacını dış zararlardan koruyup ömrünü uzatıyor. Ömrü bu denli uzun olan bir bitkinin başka ömürlere ömür katması sürpriz olmamalı. Bana göre zeytin ağacının meyveleri de yaprakları da insan hayatının süresini uzatıyor ve bunun bilimsel kanıtları da var. Akdenizlilerin uzun ömürlü insanlar arasında ilk sıralarda yer almasında, Akdeniz mutfağının ve bu mutfağın başoyuncusu zeytin ve zeytinyağının büyük bir önemi olduğu kesin! Zeytin ve zeytinyağı her şeyden önce güçlü antioksidan yapısı, sahip olduğu anti kanser molekülleri ve kan yağlarına yaptığı iyileştirici etkilerle ömrü uzatıyor.

İYİ KOLESTEROLÜ ARTTIRIYOR

Zeytinyağı tüketen toplumlarda toplam kolesterol ve kötü kolesterol LDL’ nin daha düşük, iyi kolesterol HDL’ nin ise daha yüksek olduğu biliniyor. Bizde zeytinyağı tüketiminin yüksek olduğu Ayvalık halkının kolesterol düzeyinin Türkiye’nin diğer kısımlarından daha az olduğunu gösteren ilk çalışmalar yıllar önce yayınlandı. Farklı ülkelerde yapılan yüzlerce çalışma zeytinyağı tüketiminin kolesterol dengesini olumlu yönde etkilediğini gösteriyor. Zeytinyağının diğer sıvı yağlardan farkı, kötü kolesterolü (LDL) azaltıcı etkiyi iyi kolesterolü (HDL) yükselterek sağlayabilmesidir. Diğer bitkisel yağlar da, doymuş yağ yerine kullanıldıklarında toplam ve kötü kolesterolü azaltıyorlar ama bunu iyi kolesterol HDL’ yi de azaltarak başarabiliyorlar. Zeytinyağının kalp-damar hastalıklarından koruyucu etkisi sadece kolesterolü dengelemekle de sınırlı değil. Güçlü antioksidan aktivitesi sayesinde LDL kolesterolün oksidasyonunu da önlemesi büyük bir avantaj olarak gösteriliyor. Kısacası zeytinyağı tam bir ‘’damar dostu’’. Zeytinin anti kanser özellikleri, ağrı kesici yetenekleri, cildi içten ve dıştan destekleyip gençleştiren yetenekleri de var ve bütün bunlar onun tüm dinler ve kültürlerde “KUTSAL AĞAÇ” sayılmasının başlıca nedenleri…

AKLINIZDA BULUNSUN

KÜÇÜK BİR ECZANE

Yeşiliyle siyahıyla zeytine ve zeytinyağının içeriğine baktığımızda vitamin, mineral ve antioksidan bolluğu görüyoruz. Bu minik meyve kolesterolü düşürmekten ağrıyı azaltmaya, yaşlanmayı geciktirmekten iştahı kontrol etmeye kadar uzanan geniş bir etki alanına sahip. Pek çok araştırmacının ilgisini çeken bu beceriler “kanıta dayalı tıp” açısından da kabul görüyor. Örneğin Alman ve Avusturyalı bilim adamları, zeytinyağının aromasını incelerken şekerin emilimini engelleyerek açlık duygusunu azalttığını gözlemlemişler ve zeytinyağındaki oleik asitin bu işlemde rol oynadığını saptamışlardır.

Bir antioksidan deposu olan zeytinin içerdiği polifenollerin başlıcaları hidroksitirozol ve olöropeindir. Tüm antioksidanların damar sertliği ve onun yol açtığı inme, felç, kalp krizi gibi hayati tehlikesi olan sağlık sorunlarına karşı ne denli güçlü birer koruyucu olduklarını biliyoruz. Çok yeni birkaç araştırma yukarıda saydığımız polifenollerin kemik sağlığı açısından önemini vurgulayan sonuçlar vermiştir. Uzmanlar zeytinyağının kemik yoğunluğunu koruyarak osteoporoz riskini azalttığını savunmaktalar.

Zeytinde bulunan oleokantal adlı maddenin en çok kullanılan ateş düşürücü, yangı giderici ve ağrı kesicilerden biri olan ibuprofen benzeri etkisi olduğu araştırmalarda ortaya çıkmıştır. Ninelerimizin bir yerimizi çarpıp burkunca sürdükleri zeytinyağı-sarı kantaron karışımının etkisi bilimsel bir ifade buluyor mu dersiniz.

Demir, bakır mineralleri ile A, B, E ve K vitaminleri de zeytinin içerik listesinde yer alıyor. Elbette zeytin hanımların günlük demir gereksinimini karşılamaya yetmez ama önemli bir destektir. Zeytinyağının yeterince yer aldığı bir beslenme planı sayesinde alerjik reaksiyona neden olan histaminin kendine özgü almaçlarına (H1 reseptör) bağlanmasını engellenir.

ÖNEMLİ

KANSERSAVAR BİR MEYVE

Son yıllarda zeytin ve zeytinyağının –adeta mucizeler yarattığı- pek çok sağlık sorununu çözdüğü, birçoğunun gelişimini engellediği yönünde yayınlar yapılıyor. Özellikle kanser ile zeytin arasında sıkı bir bağ oluşturulmakta. Meme, prostat, rahim (endometriyum) ve sindirim kanalı kanserlerinin riskini azalttığı bilim adamlarının ortak görüşü.

Kanser, hücrelerde bir tür anarşi yaratıyor. Mutasyon denilen bu durum, beslenme ile tetiklenen toksik madde artışının DNA’larımıza saldırmasıyla ortaya çıkıyor. Bu toksinler karaciğerden geçerken DNA’ların baş düşmanı olan serbest radikalleri üretiyor. İşte bu serbest radikallerle mücadele etmek için bir antioksidan ordusuna ihtiyacımız var. Zeytin de bu açıdan son derece zengin. Akteozidler, fenil propionik asit, sekoiridoidler, linyanlar, terpenoid, skualen, hidroksitirozol, tirozol ve diğerleri hepsi güçlü birer antioksidan.

Bazı kronik karaciğer hastalıkları ve Crohn hastalığı açısından zeytinyağının koruyucu rolü ve yağ metabolizmasına etkisi araştırılmış, zeytin ve zeytinyağından zengin beslenme planı uygulayanlarda prekanseröz (kanserin habercisi olan) yapılanmalarda gerileme olduğu saptanmıştır.

Kanserli dokulara karşı zeytinin ve zeytinyağının elde ettiği bu başarının arkasında oleik asit yer alır. Oleik asit bir tekli doymamış yağ asididir. Zeytinin yağ içeriğinin % 75’ini oluşturur. Tümör oluşumu ve gelişiminde rol oynayan araşidonik asitten türeyen prostaglandinlerin sentezini azaltır.

Kaynak:

http://drosmanmuftuoglu.com/hurriyet/p/96-zeytin-omru-uzatiyor

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir